•Haziran 12, 2010 •
Yorum yapın
Evde Vuvuzela Yapımı
Daha önce tortelini ve donut hamuru açmada kullandığım Dizayn Oxy Plus kombi borusundan bu defa vuvuzela yapmaya karar verdim. Geçen sene doğal gaz dönüşümünden kalan borulardan 25×4.2 mm yazan 50 ve 75 cm lik uzunlukta olanlarından 2 tane seçtim.

Borunun 2 cm lik ucundan alüminyum tabakaya kadar birinci katı kestim. Isıtıp tahta kaşık ile birazcık genişlettim. Isıtma hem üst katın alüminyum tabakadan ayrılmasını sağlıyor hem de boruyu kola şişesini tutacak kadar genişletmiş oluyoruz. Kesilmiş kısmı ısıtrak çıkarın bıçakla kesmeye çalışmayın. Aksi takdirde elinizi kesme olasılığınız var. Birinciyi yaparken kesdim de ondan biliyorum. Litrelik kola şişesinin ağzı 1-2 mm kadar geniş. Boruyu genişletmek veya şişe ağzını daraltmak gerekiyor.

Gece vakti komşular ayağa kalkmasın diye fazla deneme yapamadım ama sonuçta aynı iğrenç ses. Vuvuzela.ogg
gezegen, Uncategorized kategorisinde yayınlandı
•Haziran 6, 2010 •
Yorum yapın
Şimdi var mı bilmiyorum ama eskiden bazı dükkanların camlarında “Taze Naftalin Geldi” şeklinde yazı yıl boyu asılı dururdu. Şimdilerde güveler ya yaşamıyor ya da giyisilerimiz doğal malzemelerden yapılmadığı için bu yaratıklar dokunmuyorlar giyisilerimize. Biz eve naftalin almıyoruz, anneme de sormam lazım en kısa zamanda.
Günümüzde artık “Taze Naftalin Gelecek” diye bir beklenti var. Güveler, hamam böcekleri, tahta kuruları kaçacak yer arayacaklar. Oysa artık herşey sentetik, kullandığımız çoğu malzeme naftalinle aynı kimyasal içerik taşıyor. Giydiklerimizi güveler değil güncel moda yok ediyor. Taze naftaline gerek yok zaten içimizde taşıyoruz. Varlığımızı güvelere, tahta kurularına yem etmemek için taze naftalinin gelmesini beklememize gerek yok artık. Bizi taze naftalin gelecek ve naftaline ihtiyacımız var diye oyalayanlarla savaşmamız gerek artık.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
•Nisan 14, 2010 •
Yorum yapın
Ali Erdinç Köroğlu ve Oğuz Yarımtepe ile Kuzey Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesinde buluştuk.
Bu arada Mustafa Akgül ve Ufuk Çağlayan hocamı da uzun bir aradan sonra yeniden gördüm. Necdet Yücel, Devrim Seral, Onur Tolga Şehitoğlu da diğer konuşmacılar idi. Ulrich Weigand’la da almanca konuşma fırsatını buldum. Konferans öncesi ve sonrası misafirperverlik, özgür yazılım üzerine söyleşiler nedeniyle bayağı bir özgürlük havasına girdim. (Öz)/(gür)leştim, kilo aldım. Mutluyum, özgürüm. heyyooo!
Oğuz Yarımtepe ve ben bu yazının yazımı sırasında görünüyoruz.
gezegen kategorisinde yayınlandı
•Ocak 7, 2010 •
Yorum yapın
2009 yılı Z raporumu aldım. Şimdi sürekli yeni sezonu açmaya çalışıyorum ama olmuyor. Önemli olaylar ya sonbaharda olmuştur hep ya da ilkbaharın ilk günlerinde. Biyoritmimiz öyle sanırım. Aslında insanın sezonu olmaz ama ben uyduruyorum neye sığınmaya çalışıyorsam. Bakalım her şey daha iyi olacak. Sonunda çaba göstermeye kara verdim.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
•Kasım 16, 2009 •
Yorum yapın
Her sonbahar gelişinde seni hatırlardım. Bu sonbahar geldi mi bilmiyorum. Ne yazsam boş ne düşünsem boş. Hep birilerini taklit ediyorum. Ama nedense hep birileri daha yenilikçi. Ben daha geriden takip ediyorum hayatı 1/24 karelerin izinde. Dolduruyorum boş şeylerle sepetimi alacak verecek için kasaya yaklaşmadan önce ürperiyorum da sonra karar veriyorum, geriye dönüp boşaltıyorum sonra zamana uyuyorum. Viruslerin bedenimi işgalinden kurtulmamın hazzını yaşarken başka sorunlarla çarpışıyorum ama o sırada o virüslerle savaş veriyor. Köpeğimin yaşam öyküsünü dinliyorum bir ağaç altı dinlenmesinde. Köpeğim elindeki kitabı okuyor ve bana dönerek alaycı bakışlarla sınır yoktur diye alaya alıyor. Bildiklerin sıradan şeyler artık değiştir bunları diyerek hızla kapatıyor okuduğu kitabı. Ben üşüyorum burnumda patates kokusuyla. Yinemi aynı yanılgı? Neden ve nedensizlik. Benzemesin diye hiç bir şey hiç bir şeye, olmasın hiç bir şey olduğu kadar, ve hiç bir şeyin olmadığı kadar. Zaman sonsuzluk olduğu kadar yazdıklarım da benim sonsuzluğum inandığım kadar. Yazamasam da buğdayın verdiği koku kadar hiç bir şeye bu kadar saçma şeyler yazmadım. Kendime düşmedim bu kadar yabancı hayretler bırakarak bunu ben mi düşündüm diyerek. Bu defa olmadı bir daha olacak. Bu kadar zormuydu diye düşünmekten alamadım kendimi. Olmasamı olmazdı bu yazacaklarım olacak kadar. Bulmayı deniyorum bir çizgide. Birşeylere benzetmemeye çalışıyorum birşeyleri sadelikle. Olmadıkça olmaz olsada olmamıştır.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
•Ekim 3, 2009 •
Yorum yapın
..
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
•Ekim 3, 2009 •
Yorum yapın
Apaherten elktrk ama ylnz dgl. 8745 ci tlf clyr. acb dyrl. dyn vrm. bn dyym. cm mrk brs dlls mrksmd. en ks cvp blky. trd dlls sn gj ol bly kc blc yr yk. drm art sn naad. bnk sy ck ciddd bir sc. pl
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
•Ağustos 30, 2009 •
Yorum yapın

Değiştirmek için kabuslarımı, yatağımı değişiyorum sabaha kadar. Sonra çeşitleme için ordan oraya, bir balkona, bir tuvalete. Algoritmalarla boğuşuyorum sabaha kadar! Derliyorum yazdıklarımı, göremiyorum hiç bir şeyi çalıştıramadan.
Yazdıklarım siliniyor kazara, yeniden buluyorum solmuş tilda içerikli öbekler içinden geri alıyorum. Uykuya dalıyorum bir ara, sonra korku içinde uyanıyorum yazdıklarımın üzerinde güveler dolaşıyor. Gece boyunca aynı müzikler, aynı doğal ritmler her ne kadar değiştirmek istesem de.
Ey zalim sen uyurken nerden bileceksin böyle kaç geceler geçirdiğimi.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
•Ağustos 30, 2009 •
Yorum yapın
Bugün sen bana ok attın
ama o ok bana ulaşmadı da sanki geri sana geldi.
Ne yapayım kulağımda radiohead varken ne yazayım arabesk mi?
Kelimlerin bir şeyleri çağrıştırmaması mı gerekiyor?
Nokta koysam cümlenin sonuna bu şu kitapta daha önce koyulmuşmuydu mu diyeceksin? Yazdıklarımda p yerine b kullanırsam beni hapsedecek miydin coğafi sınırlar içine?
Kulaklığımı çıkardım kafamdan,
seni sildim aklımdan,
kelimeleri bozmayacağım anlamaman için,
hiç bir yere gönderme yapmayacağım,
ama sen diyeceksin yine bunu şurda bu demişti yine.
Şöyle eskilere uzansam uzanamıyorum,
yenilerden yazsam yazamıyorum.
Yazdıklarımın içine modern kelimeler katsam şiir olmuyor.
eski kelimeler kullansam yazılmış oluyor!
e şimdi ben ne .ok yazam bu saatte.
Canımı yüceltmeyip açıktan küfür mü edeyim şimdi sana?
Ne yazsam birşeylere atıf oluyor.
Sen kim oluyorsun da benim ne yazacağıma karar veriyorsun? Hangileri sana bu hakkı tanıyor?
İyi tamam yazan yazmış, söyleyen söylemiş elimiz kolumuz bağlansın o zaman.
Bitti herşey kapatıyoruz.
Sade olan e^n gözeldir. Termodinamik yasaları öyle der okgam da.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı
•Ağustos 30, 2009 •
Yorum yapın
Yazamıyorsan susacaksın.
Uncategorized kategorisinde yayınlandı