2009 Sonbaharında
Her sonbahar gelişinde seni hatırlardım. Bu sonbahar geldi mi bilmiyorum. Ne yazsam boş ne düşünsem boş. Hep birilerini taklit ediyorum. Ama nedense hep birileri daha yenilikçi. Ben daha geriden takip ediyorum hayatı 1/24 karelerin izinde. Dolduruyorum boş şeylerle sepetimi alacak verecek için kasaya yaklaşmadan önce ürperiyorum da sonra karar veriyorum, geriye dönüp boşaltıyorum sonra zamana uyuyorum. Viruslerin bedenimi işgalinden kurtulmamın hazzını yaşarken başka sorunlarla çarpışıyorum ama o sırada o virüslerle savaş veriyor. Köpeğimin yaşam öyküsünü dinliyorum bir ağaç altı dinlenmesinde. Köpeğim elindeki kitabı okuyor ve bana dönerek alaycı bakışlarla sınır yoktur diye alaya alıyor. Bildiklerin sıradan şeyler artık değiştir bunları diyerek hızla kapatıyor okuduğu kitabı. Ben üşüyorum burnumda patates kokusuyla. Yinemi aynı yanılgı? Neden ve nedensizlik. Benzemesin diye hiç bir şey hiç bir şeye, olmasın hiç bir şey olduğu kadar, ve hiç bir şeyin olmadığı kadar. Zaman sonsuzluk olduğu kadar yazdıklarım da benim sonsuzluğum inandığım kadar. Yazamasam da buğdayın verdiği koku kadar hiç bir şeye bu kadar saçma şeyler yazmadım. Kendime düşmedim bu kadar yabancı hayretler bırakarak bunu ben mi düşündüm diyerek. Bu defa olmadı bir daha olacak. Bu kadar zormuydu diye düşünmekten alamadım kendimi. Olmasamı olmazdı bu yazacaklarım olacak kadar. Bulmayı deniyorum bir çizgide. Birşeylere benzetmemeye çalışıyorum birşeyleri sadelikle. Olmadıkça olmaz olsada olmamıştır.
